Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

ÇALIŞMA HAYATI

1 tane "telekom grevi hakkında ibret alınacak haberler" etiketli yazı bulundu "telekom grevi hakkında ibret alınacak haberler" tagli diger ogeler resimler , videolar

TELEKOM GREVİ HAKKINDA İBRET ALINACAK HABERLER

Yazar Ferda Koç (sendika.org)
10 11 2007

Vatan ve Dünya gazetelerinin bugünkü nüshalarında, “Telekom grevinde Haber-İş’in maaş ödeme sıkıntısına düştüğü” haberleri yayınlandı. Her iki gazete de, “Türk Telekom’un grevdeki işçilerin maaşlarını ödeme yükümlülüğü olmadığını; maaşların sendika tarafından ödenmesi gerektiğini” yazdılar veya ima ettiler. Vatan gazetesinde “Orhan Pala”, Dünya gazetesine “Seher Yaşayacak” imzasıyla yayınlanan heberlerde, Haber İş yönetiminin işçilere ancak 3-4 ay maaş ödeyebilecek durumda olduğu için sıkıntıya düştüğü belirtildi... Vatan ve Dünya gazetelerinin bugünkü nüshalarında, “Telekom grevinde Haber-İş’in maaş ödeme sıkıntısına düştüğü” haberleri yayınlandı. Her iki gazete de, “Türk Telekom’un grevdeki işçilerin maaşlarını ödeme yükümlülüğü olmadığını; maaşların sendika tarafından ödenmesi gerektiğini” yazdılar veya ima ettiler. Vatan gazetesinde “Orhan Pala”, Dünya gazetesine “Seher Yaşayacak” imzasıyla yayınlanan heberlerde, Haber İş yönetiminin işçilere ancak 3-4 ay maaş ödeyebilecek durumda olduğu için sıkıntıya düştüğü belirtildi.

“Grevdeki işçinin maaşının sendika tarafından ödenmesi gerektiği” gibi bir anlayışı yansıtan ve “biz şimdi bunların neresini düzeltelim” dedirten bu haberler, Türkiye’de “gazetecilik” mesleğinin sendikal mücadele alanından ne ölçüde kopuk olduğunu ve işverenler tarafından nasıl manipüle edilebildiğini yansıtıyor.

Her şeyden önce “grev”, işçilerin bir mücadele silahıdır. İşçiler grev aracılığıyla, ortak çıkarlarını gerçekleştirmek üzere işverenlere karşı üretimden gelen güçlerini kullanırlar. Bu sırada elbette ücretlerinin hesaplarına yatırılmayacağını bilirler ve greve çıkmadan önce oluşturabildikleri ölçüde bir “grev fonu” oluştururlar. Oluşturulan bu fonlardan grev sırasında yararlanarak temel gereksinimlerini gidermeye çalışırlar. Yani grev fonundan “ücret” ödenmez. “Grevdeki işçinin maaşını sendikanın ödemesi gerektiği” kalıbı, patronların, grevdeki işçiler ile sendikalarını karşı karşıya getirmek için sürekli tekrar ettikleri bir demagojidir. Bu demagoji, işçilerin kendi istekleriyle greve çıkmadıkları, sendika tarafından greve zorlandıkları ve grevi “kendi çıkarları” için değil, “sendikanın çıkarları” için yaptıkları, “grev sırasında sendikaya çalıştıkları” biçimindeki çarpıtmalara dayanır.

Diğer yandan Türkiye’de yasalar işçilerin sendikalarında oluşturacakları “grev fonu”ndan yararlanmalarını ““grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar” denilerek “sendika tüzüğüne” bağımlı kılınmıştır. Yani, grev sırasında sendikalar üyelerine “maaş” değil, “yardım” dağıtabilir ve bu “yardım”ların miktarı ve biçimi ise sendika tüzüğünün düzenleyiciliğine bırakılmıştır.

Greve çıkan işçilerin çeşitli mali güçlükler yaşayacakları bellidir. İşçiler bu güçlükleri yaşayacaklarını greve çıkmadan önce bilmektedirler. Türkiye’deki yasalar, grev kırıcılığını özendirmek için isteyen işçilerin grev sırasında çalışmalarına izin vermektedir. İşçiler, sendikaları grev kararı alsa dahi, greve çıkmamayı, grevdeki işyerinde çalışmayı tercih edebilir. Bu tercihi yaptıklarında da, başta polis olma üzere bir çok kanaldan koruma altına alınırlar, ödüllendirilirler. Yani greve çıkan işçi, bu seçenekleri reddederek, mücadelenin güçlüklerini göğüsleme kararlılığıyla greve çıkmaktadır. "Grevdeki işçilerin ücretlerinin ve sosyal güvenlik primlerinin işveren tarafından ödenmeyeceği. Bu nedenle işçilerin greve çıkmaması gerektiği", grevi önlemek veya kırma isteyen patronların sürekli olarak kullandıkları bir karşı propaganda malzemesidir. Dolayısıyla, grevdeki işçilere “maaşlarının ödenemeyeceği, sendikanın ödeme güçlüğü içinde olduğu” biçimindeki haberler, masum “haber”ler değil, grevdeki işçilerin moralini bozmaya yönelik maksatlı yayınlardır.

Haberin veriliş şeklinden, haberin Türk Telekom işvereninin yaptığı “kamuoya çalışması” nın sonucu olarak gazetelerde yer aldığı, haberi veren gazetecilerin ve gazetelerin de bu “kamuoyu çalışması”nın aracısı olduğu anlaşılıyor. Gazete sahiplerinin grevdeki bir işyerinin patronuyla “dayanışma” içinde olması elbette anlaşılabilir bir şeydir. Hele de bu patronlar, Türkiye’nin en büyük “reklam veren”leri arasında ise… Peki bu açıkça yalan ve çarpıtma kokan haber malzemesinden “haber” çıkarıp kendi ismiyle yayınlayan gazetecilere ne demeli?